enflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp
DOLAR
8,4701
EURO
10,2426
ALTIN
495,76
BIST
1.441
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Bartın
Az Bulutlu
27°C
Bartın
27°C
Az Bulutlu
Cuma Az Bulutlu
28°C
Cumartesi Az Bulutlu
27°C
Pazar Çok Bulutlu
28°C
Pazartesi Gök Gürültülü
24°C

gaziantep escort

slotbargrandpashabetportbet

Reklam alanı
Reklam alanı

Bartın’da 1 Mayıs için basın açıklaması yapıldı

Bartın’da 1 Mayıs için basın açıklaması yapıldı
28.04.2021
0
A+
A-

BARTIN 1 Mayıs Tertip Komitesi, Cumartesi günü tam kapanma nedeniyle erkene alınan 1 Mayıs İşçi ve Emekçilerin Mücadele ve Dayanışma Günü dolayısıyla Cumhuriyet Meydanı’nda basın açıklaması düzenledi. Düzenlenen basın açıklamasında işçi ve emekçilerin sorun ve talepleri dile getirilirken, “Umudumuz birliğimizde, mücadelemizde ve dayanışmamızdadır.”denildi.

Bartın 1 Mayıs Tertip Komitesi tarafından Cumhuriyet Meydanı’nda düzenlenen basın açıklamasına Amasra Belediye Başkanı Recai Çakır, CHP İl Başkanı Selim Karakaş, Genel Maden İşçileri Sendikası (GMİS) Genel Sekreteri Ertan Kaya, CHP ve Sol Parti teşkilat üyeleri, Genel Maden İşçileri Sendikası Amasra Şube Başkanlığı Yönetim Kurulu üyeleri ve sendika üyeleri katıldı.

Basın açıklamasını Eğitim Sen Bartın Şubesi Başkanı Sedat Bora okurken açıklamada şu ifadelere yer verildi: “Tüm insanlığın yeni bir başlangıca olan ihtiyacının yakıcı hale geldiği bir süreçten geçiyoruz. Yaşadığımız mahalleden şehrimize, çalıştığımız işyerinden ülkemize tüm dünya bir salgınla sarsılıyor. Savaş ve çatışmalarla, nükleer, termik, jeotermik santralleri, siyanürlü maden aramaları ile atmosfere, toprağa saldığı zehirli gazları, atıklarıyla. Ekolojik krizlere, salgın hastalıklara yol açan, her baktığı yerde sadece doların yeşilini ve petrolün siyahını gören, gölgesini satamayacağı ağacı kesen kapitalist barbarlığın yarattığı yıkımın faturasını milyonlarca insan canlarıyla, doğa geri dönüşü olmayan tahribatlarla ödüyor. Gözü doymak bilmeyen barbarlık pandemi koşullarında bile sömürü çarklarını milyonlarca işçinin, emekçinin canıyla, kanıyla döndürmeye çalışıyor. İşçiler, emekçiler durduğunda ekonominin duracağını, hayatın duracağını çok iyi biliyor. Bunun için salgın koşullarında işe gitmek zorunda bıraktığı işçilere, emekçilere ”vazgeçilmezler” diyor. Ancak kendi varlığını sürdürebilmek için milyonlarca işçiden, emekçiden sağlığından, canından vazgeçmesini istiyor.

Bozuk Düzende Sağlam Çark Olmaz!

Bizler; mavi yakalısı, beyaz yakalısı, emeklisi, asgari ücretli işçisi, taşeron güvencesiz emekçisi olarak bu ülkenin “vazgeçilemezler” ordusunun bir parçasıyız. Bizler; adaletin, demokrasinin, barışın, sendikal hakların yok sayıldığı, emeğin hak arama yollarının kapatıldığı bir ülkenin kamu emekçileriyiz. Yıllardır emeğimizle, alın terimizle insanca çalışma, insanca yaşama mücadelesi veriyoruz. Bugün, salgının günde ortalama 200 insanımızı aramızdan kopardığı koşullarda sömürü çarkları tüm emekçiler gibi bizim için de daha acımasız dönüyor. Krizle birleşen pandemide sorunlarımız katlanarak artıyor. Ancak bizi kamu emekçisi olarak değil, kapı kulu olarak görenler dün olduğu gibi bugün de sesimizi duymuyor. Evrensel normlara uygun grev hakkı ile tamamlanmış gerçek toplu pazarlık hakkımız yok sayılıyor. Emeğin saflarında Truva atı görevini yerine getirenlerle yapılan, hiçbir sorunumuzu çözmeyen, mutabakatlarla yetinmemiz isteniyor. Güvenceli-kadrolu çalışma hakkımız yok sayılıp, sözleşmeli, ücretli, vekil gibi onlarca parçaya bölünmüş güvencesiz istihdama mahkum olmamız bekleniyor. TÜİK’in sahte enflasyon rakamlarına endekslenen artışlar sonucunda her yıl açlık sınırına biraz daha fazla yaklaşan maaşlarla yetinmemiz isteniyor. Ekmeğimizin her geçen gün küçüldüğü, Haklarımızın, kaldırıldığı özgürlüklerimizin ortadan her seferinde bizim değil, patronların yüzünü güldüren sermayenin, bu bozuk düzen, bizim düzenimiz değil.

Artık yeter!

Bizi dokuz altı yalarında gülmesi bile yasaklanan bir güruha dönüştürmek, geleceğe, yarına ilişkin umutlarımızı dipsiz kuyularda merdivensiz bırakmak isteyen bu düzene artık yeter diyoruz. Madem biz durduğumuzda ekonomi duruyor. Madem biz olmadan hayat duruyor. O zaman emeğimizi çarkları arasında ezip bizi yok sayan bu bozuk düzene artık yeter diyoruz. Biz meltemi emekten esen, soluğu emekte olan yeni bir başlangıç istiyoruz!  Emeğin sömürülmediği,  herkesin güvenceli ve insanca çalıştığı bir işinin olduğu, ekonomik krizlerin, salgınların faturasının emekçilere yıkılmadığı,  kimsenin cinsiyetinden, kimliğinden, inancından dolayı ikinci sınıf yurttaş muamelesi görmediği, kadınlara yönelik şiddet, taciz ve tecavüzün son bulduğu, toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin ortadan kaldırıldığı,  eşit yurttaşlığın, barış ve kardeşliğin hakim olduğu, sendikal hak ve özgürlüklerin, hak arama yollarının önünün açıldığı, grevlerin yasaklanmadığı, düşünmenin, düşünceyi ifade etmenin, itiraz etmenin cezalandırılmadığı,  emeğin, eşitliğin, özgürlüğün, demokrasinin, barışın, laikliğin hakim olduğu,  gündüzlerinde işsiz kalınmayan, gecelerinde aç yatılmayan herkese aşı, herkese gelir desteği sağlandığı, acil ve zorunlu işler dışında 4 hafta çarklar durdurulduğu, kod 29 ve ücretsiz izin zulmüne son verildiği, İşsizlik Sigortası Fonu kaynakları patrona değil işçilere ve işsizlere verildiği, asgari ücret üzerindeki tüm vergi ve kesintilerin sıfırlandığı, işsizliğe karşı kamu istihdamının artırılmasını, hukuksuz biçimde işten çıkarılan kamu emekçilerinin işlerine iade edilmesini, çalışma sürelerinin azaltılmasını, doğa katili projelere, Kanal İstanbul’a, betona savaşa, silahlanmaya, sermayeye değil aşıya ve sosyal desteklere kaynak ayrılmasını, az kazanandan az, çok kazanandan çok  vergi alınmasını, zorunlu mallarda ve elektrik, su, doğalgaz, iletişim faturalarında dolaylı vergilerin sıfırlanmasını istiyoruz. İstanbul Sözleşmesi yaşatır. 6284 Sayılı Yasa etkin şekilde uygulanmasını, Uluslar arası Çalışma Örgütü’nün İşyerinde Şiddete Karşı 190 Sayılı Sözleşmesi onaylanmasını, örgütlenme, özgür toplu sözleşme ve grev hakkı önündeki tüm engellerin kaldırılmasını, emeğin, eşitliğin, özgürlüğün, demokrasinin, barışın, laikliğin hakim olduğu bir dünya ve ülke hayal değil. Sömürü, yoksulluk ve baskı düzenine karşı omuza omuza verdiğimizde istediğimiz dünya elimizle değecek kadar yakın. Bu felakete son vermek, insanlık için yeni bir başlangıç yapmak, eşitliğin, özgürlüğün, adaletin, demokrasinin egemen olduğu, kardeşçe, barış içerisinde yaşayacağımız yeni bir toplumsal düzen kurmak ellerimizdedir. Umudumuz birliğimizde, mücadelemizde ve dayanışmamızdadır.”

 

Sosyal Ağlarda Paylaş